Tüm gün “akşam olsun da bişeyler karalayayım onun için” diye düşünüp, kafamda bir sürü cümleler kurup durdum, ama açıp yazmaya başlayayım deyince aklımdaki her şey uçup gitti. Aslına bakarsan sana yazı yazmak, seni sana anlatmak gibi bir şey oluyor aynı zamanda. Bir de senin, bendeki halini. Senin, bende olmadığını düşündüğünü biliyorum. O fikrin de inan umrumda değil, çünkü ben, bendeki seni biliyorum, hissediyorum fazlasıyla. Sana adınla hitap etmek bile fazlasıyla yakıyor canımı, hele bir de bana adımla hitap etmen, “öldür ama yapma” dedirtiyor.
Bizi ben mi bitirdim yoksa yanlış ifadelerim mi, bilmiyorum. Tek bildiğim bitmiş olduğumuz, ben her ne kadar seni bitiremesem de. Hani herkes der ya “bu kez farklı” diye. Ben bunu ilk kez sende söyledim, ve son kez.
Şuan tek istediğim ne biliyor musun, sana “gitme” diyebilmek. Ama onu söyleyebilecek yerde bile değilim, o hakkım yok. O hakkı sen almadın elimden, ben kaybettim. Ben sana “gitme” demekten korkarken bile sen benden onu duymayı istiyorsun. Ve ben korkuyorum hala sana o kelimeyi söylemeye. Hayatına müdahale etmiş olmak, zaten çok üzmüşken daha çok üzecek olmaktan korkuyorum.
Ama ben söyleyemesem de, cesaret edemesem de sen “gitme” olur mu? Bak ağlıyorum, valla gitme lan.



26


